Gallery

Esaretin Bedeli: 18.000 TL – Zorunlu askerlik üstüne birkaç söz…

3 Dec

Her Türk’ün asker doğduğuna dair bir şüphemiz yok, zaten olamaz. Sadece erkekleri bu denli asker olan bir milletin, kadınlarına da biraz bulaşmış olsa gerek. Hadi erkekleri çavuş, kadınları ise onbaşı rütbesi ile mükafatlandıralım, hem de askerliğe teşvik etmiş oluruz. Zaten biz millet olarak bir silkindik mi, artık bizi tutabilene aşk olsun. Eskiden öğle yemeğini Şam’da yerdik, şimdi öğle namazını Şam’da kılıyoruz o ayrı.

Neyse bir Türk dünyaya bedel olduğundan olsa gerek, kalabalık bir orduyu doyurmanın anlamsız olduğuna dair bir kanaata varmış yüksek mercilerimiz. Bir bedelli patlatırverdiler. Hem de standardları daha da düşürerek; hem daha ucuz , hem genç yaşlı herkese…

Şimdi tam bu noktada benim bir iki kelamım olacak. Ama sanmayın ki; askerliğimi yapmış olduğum için geri kalan milyonlarca Türk erkeğinin herbirinin bu en kutsal görevini yerine getirmesini arzu etmemden.

Öncelikle adına askerlik denilen ama daha çok bir esaret ve aşağılama ritüeli çevresinde cereyan eden ömrümüzden ayların çalındığa seansa hiç bulaşmamış ama tam da bedelli askerlik çıkınca bir anda hassasiyetleri depreşmiş, bu düzen içerisindeki pisliklerden bihaber; beylik cümlelerle bedelli askerliği eleştirenler: Siz, ya kapayın çenenizi ya da profesyonel anlamda TSK mensubu olun. Lütfen.

Ancak sadece bu kitleyi eleştirmek de ayrıca sığlık olabilir. Zira öğle namazını Şam’da kılmak, Kürtlere diz çöktürmek, ülkedeki seküler tüm unsurları kaba kuvvetle bastırmak sevdasında olanlar da ne hikmetse bir anda en rasyonel, en humanist kesiliveriyorlar. Bedellinin müjdecisi yaptıkları fakir edebiyatlarının ezikliğinde, “Ama orduya teknolojik harcamalar bıdı bıdı” diyerek yaptıkları hırsızlıkların, yolsuzlukların, sarayların  parasını çıkarma peşindeler. Bedelli askerliği insani bir öge olarak gören bu iki yüzlüler konu vicdani ret ya da zorunlu askerliğin kaldırılması olunca ise bir anda şahin kesiliveriyolar, ne hikmetse… Gerçi 14 yaşında katlettikleri bir çocuğun annesini yuhalatan ve de yuhalayan bir zihniyete olan kinimizi sayfalara sığdırabilir miyiz; oda ayrı mesele.

Eğer her Türk asker doğuyorsa, askerlerine yaptığın bu tutsak muamelesi nedir? Sürekli olarak yüksek kompleks sahibi TSK personeli tarafından aşağılanmanın bedeli nedir? Sokakta selam dahi vermeyeceğin bir çavuşun, bir astsubayın; hayatı boyunca taşıdığı ezikliğin muhatabı olmak nasıldır bilir misiniz? Ömrümü çaldılar, ömrümüzü çalıyorlar. Yetmiyor… Toplumsal ve bürokratik mekanizmalarla teslim olana kadar ayaklarımıza vurdukları prangaların hesabını kim verecek? Günün 6 saati sıraya sokup sokup, saymak için mi bizim hayatlarımıza el koyuyorsunuz? Kaç tane askere nöbet tutarken gerçek mermi verebiliyorsunuz? El bombasını saymıyorum bile… Benden daha iyi biliyorsunuz bir savaş çıksa; düşmana gerek olmadan bu ordunun yarısı birbirini kırar. Ama sanki insanlara işkence etmek içinize işlemiş, en barışçıl insanın bile eline silah vermiş olmakla övünüyorsunuz.

İnsanlar kaçıyor, kaçmak da yetmiyor. Hem kaçacaksın , hem de zamanında yaşına, bütçene uyduracaksın. Sözü özü şu, insanların hayatının içine etmekten vazgeçin. Zorunlu askerlik denilen zulüme son verin, ya da bunu yapacak dirayetiniz yoksa bedelli askerlik denilen zırva ile insanların umutlarıyla, hayatlarıyla oynamayın…

Sabret Mustafa, bu günler de geçer…

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: