Gallery

Himalayalar’ın Ortasında: Nepal Gezisi – 1

28 Oct


Uçağın sol tarafına oturursan Nepal seni Himalayalar’ın heybetli manzarasıyla karşılar diye öğütler almıştık; ne var ki pencere kenarında yer bulmak mümkün olmadı. Böylece Nepal ile ilişkimiz olağan şekilde Dar Es Salaam’a göre çok daha ferah olan Katmandu Havaalanı’nda başlamış oldu. Vize için kişi başı 25 dolar verdikten sonra  (tek unutmamanız gereken şey fotoğraf) bagajlarımızı alıyor ve bizi bekleyen otelin aracına atlayıp Katmandu’ya giriş yapıyoruz. Sokaklar hareketli mi hareketli, renkli mi renkli. Açıkçası kafamdaki Hindistan ne idiyse karşımdaki Nepal o.  Otelimize eşyaları bırakıp kendimizi sokaklara atıyoruz. Bu arada otel dediysek de bakmayın 2 yatak ve yarım pencereden oluşan 5 m2’lik (2 kişi gecelik 17 usd) odamızın neyse ki banyosu içerde. Sıcak su da var, sırt çantalı bir turistin Nepal’de beklentisi daha ne olabilir ki?

katmandu durbar

Her neyse kendimizi sokağa atıyoruz ama haritaya bakarak yol bulmak tam bir hayal. Neden mi? Öncelikle haritayla yollar birebir örtüşmüyor ve daha önemlisi nerede bulunduğunuzu anlamak için referans alabileceğinizi hiçbir yer yok. Latin alfabesinde bir tabelayı kim kaybetmiş ki biz bulalım. Niyetimiz Lonely Planet’ın önerdiği yürüyüş rotasını yapmak iken başlangıç noktasını ararken kayboluyoruz. Zaten Dasain; yerel dini bayram; olduğu için ayrı bir kaos var. Malum Nepal’deki Hinduizm inancı vejetaryen Hindular’a inat kurban kesmeyi pratik ettiği ve doğa üstü güçlere riayet ettiği için caddeler ördekten su bufalosuna her türlü kurbanlık kaynıyor. Yaşanılan trafik kaosu içerisinde trafiğin soldan akması bizi en az bocalatan. Her yerden her yere bisikletler , motosikletler , arabalar… Bir de bunlara korna seslerini ekleyin. Daha doğrusu şöyle düşünün ; havaalanında “Korna Nepalliler’in kendini ifade şeklidir” diye bir uyarı var, gerisini gözünüzde canlandırmak size kalmış.IMG_6076

Şimdi bunlara asfalt olmayan yolları ve olmayan kaldırımları ekleyin.  Kenarda köşede kemikler, tezgahta herhangi bir soğutma olmadan sergilenen kesilmiş hayvanlar. Tabii kokular olmadan tarif eksik kalır. Biraz köri, biraz dışlı, biraz hayvan , tütsü evet kesinlikle tütsü ve bolca egzoz. Son olarak da m2’ye 1 insan düştüğünü hayal edin. İşte burası Katmandu. (Bu arada işin ufak bir araştırma yapmak Katmandu’daki nüfus yoğunluğunun Mumbai’nin 2 katı olduğunu görmeye yetiyor.)

tavuklar

Haliyle insan bir anda sudan çıkmış balığa dönüyor. Ancak zaman geçtikçe kaosa alışıyor ve etrafınıza alıcı gözle bakmaya başlıyorsunuz. Sonra tüm bu kaosun ahengini fark ediyorsunuz; yorucu kesinlikle ama tüm bu kaotik ortamı oluşturan unsurların uyumsuz olduğunu kim söyleyebilir. Sokaklarda gezdikçe tüm bu kaosun ortasında; meydan okurcasına bir dinginlikle sizi karşılayan tapınaklar ve onu çevreleyen meydanlar… Durbar Meydan’ındaki saray, tapınaklar ve hatta “İngiltere Merkez Bankası”nın kopyası olan devlet binasını görüyorsunuz. Gerçek dışı… Katmandu sizi öyle bir hızla yaşadığınız gerçeklikten çıkarıp kendi dünyasına alıyor ki; inanılmaz.

bakkal

Genel olarak Katmandu’yu tarif etmek istersek Thamel’den başlamamız uygun olacak. Thamel ağırlıklı olarak turistik işletme ve ticarethanelerin olduğu ve çok ama çok hareketli  bir yer. Yalnız ana caddeden bir arka sokağa adım attığınızda kendinizi bir anda Katmandu yerli halkının arasına karışabiliyorsunuz. Bu anlamda Lonely Planet’ın önerdiği yürüyüş rotaları başarılıydı.

IMG_1511

Bunun dışında Durbar Meydanı’nı Sultanahmet gibi düşünmek mümkün, tüm anıtsal yapıların toplandığı buna rağmen hayatın da Thamel kadar olmasa da devam ettiği bir yer. Bu arada normalde meydanın girişlerinde kulübelerde bekleyen görevliler size bilet kesmeye çalışıyor ama bir taraftan da yerel halkın aktif olarak kullandığı meydana turnike koymak mümkün olmadığı için kulübelerin yanında geçmezseniz bir ücret ödemeniz gerekmiyor. Tabii zaten bu kadar fakir bir ülke bari biraz destek vereyim diyorsanız bu ayrı. Ama Bhaktapur, Patan, Boudnath, Pasupatinah girişlerini de eklediğimizde yaklaşık 40 usd’lik bir giriş ücreti ödemeniz gerekiyor toplamda.


katmadu durbar4

Meydanda herhangi bir tapınağın merdivenlerine oturup etrafı izlemek bile ayrıca keyifli. Örneğin devlet başkanı konvoyuyla 3-4 m yanımızdan geçti, yanımızdan geçti ama nasıl bir kaos sormayın. Yerlilerin “Hippie Temple” olarak adlandırdığı ve zamanında hippielerin basamaklarında ot içtiği tapınağın basamaklarında meydanı izlemek ise ayrıca anlamlı olacaktır. Meydanın hemen aşağı tarafında ise Freak St. Adıyla zamanında hippielerin konuşlandığı , takıldığı caddeyi bulabilirsiniz. Kalıntılar olsa da şu anda o ruhu bulabileceğinizi söylemek yalan olur. Yine de görmeye değer diye düşünüyorum.

katmandu durbar 3

Tüm bunların dışında bir de Kumari’nin Sarayı’nı görmeniz mümkün. Peki kim bu Kumari? Bu bahtsız kız daha küçükken her türlü psikopatlığın denenip sona tek bir kız kalana kadar ızdırabın devam ettiği bir süreçten geçiyor.  Örneğin bir odada kafası kesilmiş bir dolu hayvanla baş başa bırakılıyor. Sonuçta tüm bunlara dayanan Kumari bir anlamda reenkarne olmuş bir Tanrıça olarak kabul ediliyor ve sarayına ailesiyle yerleştiriliyor. Buraya kadar her şey güzel görünse de Kumari’nin yılda sadece 13 kez o da törensel şekilde dışarı çıkarılıyor olması ve daha da dramatik olarak Kumari’nin bakire olması zorunluluğu. Diğer bir deyişle adet görmesiyle birlikte Kumari’nin masalı sonar eriyor ve ailesiyle birlikte geri dönüyor hayatına, tabii 10 yıl tanrıça olarak yaşadıktan sonra dönebilirse ; bir de tanrıça ile evlenme fikrinin Hindu erkeklerde yarattığı travmadan dolayı evlenmesi ayrıca bir problem oluyor.

katmandu durbar2

Peki yeme içme adına ne var Katmandu’da? Biz hijyen ile uzaktan yakından ilgisi bulunmayan şartları gördükten sonra vejetaryen beslenmeye karar verdik. Ve ağırlıklı olarak Lonely Planet tavsiyelerine uyduk.  Nepal mutfağı zaten Hint mutfağının fazlasıyla etkisi altında. Bir de ayrıca Hint ve Tibet lokantaları var. Hindistan’da vejetaryen beslenme alışkanlığının yaygın olduğunu düşününce baharatlarıyla sebzeleri bu derece lezzetli kılmalarını anlayabilmek mümkün. Biz Third Eye diye bir Hint restoranını bulmaya çalışırken adeta helak olduğumuz için isyan ettiğimiz an en yakınımızda olan Thamel Restaurant’da yedik. Dans gösterilerinin olduğu turist gruplarını geldiği bir mekandı ama son derece lezzetliydi. Kişi başı yaklaşık 800 rupee verdik. Diğer bir gün ise Utse Tibet Restaurant’a gittik , muazzam olmasa da Tibet yemekleri orjinaldi.  Kişi başı 650 rupeeye değdiğini söylemek mümkün. Tibet tatlılarıyla ilgili olumlu şeyler söylemek isterdik ama başka zamana artık. Bunun dışında ortalama ana yemek 200-400 rupee arası değişiyor, bu gittiğiniz restaurant ve yediğiniz yemeğe bağlı. Ancak neden olduğunu anlayamadığımız şekilde bira Nepal’de pahalıydı. Hiçbir yerde 300 rupeenin altında bir görmedik. Sonuç olarak Hint yemeklerine zaten seven bir çift olarak et yememize rağmen Nepal’de yeme içme anlamında zorlandığımızı söyleyemeyeceğiz , hatta son derece keyif aldık.yemek_kolaj

Biz Katmandu’yu 2’ye ayırarak araya Pokhara’yı almaya karar verdik. O yüzden 2. Günü Bhaktapur’a ayırdık. Haritada Bhaktapur otobüslerinin kalktığı şeklinde işaretlenen yere  yürümeye koyulduk. Gidiyoruz ama emin değiliz tabii ki, zira Nepal’de haritalar her zaman hataya açık. Ki gerçekten de yanlışlıkla çevredeki küçük şehirlere giden başka bir otobüs garajına gitmişiz, tabii o an bunu bilemiyoruz. Ancak bu Bhaktapur’a gidiyor mu diye sorduğumuzda cevap aldığımız gençlerin yüzünde öylesine güven vermeyen bir ifade vardı ki bizi yanlış yönlendirdiklerine kanaat getirdik. Buna bir de göz attığımız otobüslerde hiç turist olmamasın eklenince emin olduk.  Her neyse artık geldiğimiz yolu geri gidelim dedik , neyse ki Zeynep caddeyi kesen bir sokakta duran bir otobüs daha doğrusu minibüs gördü de (bir not olarak Nepal’deki hiçbir ulaşım aracını Türkiye’dekilerle karşılaştırmayın) Bhaktapur’a giden araca kendimizi atabildik. Tesadüf bu ya otobüste yanımıza daha sonra Hindistan’a devam edeceğini öğrendiğimiz Özge ile Gökçe oturdu. Sanırım artık Türkler ciddi anlamda gezmeye başladı, zira neredeyse her gittğimiz yerde bir Türkle karşılaştık.

IMG_6187

Daha önce bir arkadaşım Bhaktapur’a girerken ana girişlerde 1100 rupee istendiğini ancak ara sokaklardan çıkıldığını söyelmişti. Biz ne olduğunu anlayamadan gişelere geldik, görevli para isteyince dank etti hemen geri dönüp ara sokaklara daldık. Ancak görevli bizden cevval çıktı ve meydana çıkan ara sokakların birinde bizi yakaladı mecburen bilet almak durumunda kaldık. Ancak unutmayın ara sokaklardan meydana çıkmak çok kolay. Bhaktapur  Katmandu’dan öylesine farklı ki; öncelikle Katmandu’daki kaos burada yok, onun yerine dingin, mistik bir atmosfer var. Buna şehrin yollarından, binalarına tuğlalarla örülmesini de ekleyince kişinin üzerindeki etkisi artıyor. Devamında peşimizi bırakmayacak olan yağmur kendisini ilk Bhaktapur’da gösterdi.

baktapur

Normal şartlarda Lonely Planet’ın yüryüş önerisine uymaya çalışacaktık ama yağmurla mücadele ederken haritaya bakmak mümkün olmadı. Biz de rastsal olarak sokaklara, caddelere daldık. Malum Dasain, biraz da şansımız yaver gitti ve hala emin olamasak da Bhaktapur Kumari’sinin bayramlaşma seremonisine denk geldik ve arkalarına takıldık. Bolca pirincin, tütsünün yer aldığı Hindular’ın elinde ne varsa sunduğu bir törenin ardından kendimizi sarayın bulunduğu meydana atık.

kumari

Durbar meydanının hemen arkasında olan bu meydanda zaman adeta durmuş gibi. Tapınankarın birinin altına girip yağmurdan korunuyoruz, bu arada meydanda kafaları kesilmiş su bufaloları sergilenirken biz de gitme vaktinin geldiğine kanaat getiriyoruz.

IMG_6174

IMG_6232

Otobüslerin kalktığı yere gittiğimizde şoförler bize ana yola çıkmamız gerektğini otobüslerin buradan kalkmayacağını söylüyor. O arada gözü açık bir taksici bize bayram olduğu için otobüslerin çalışmadığını söylese de gelirken otobüsle geldiğimizden pek kulak asmıyoruz.  Ne var kı 15 dakika otobüs bekledikten sonra yerlilerin otobüslerin çalışmadığına ikna olmasıyla biz de taksiciye teslim oluyoruz. Bu arada sohbet ettiğimiz yerli çocuk bugün burada festival varken neden Katmandu’ya döndüğümüzü soruyor, üzülüyoruz.

-“Ne olacak peki festivalde?”

-“Hayvanlar kurban edilecek!!!”

adak

Özetle Bhaktapur’da birkaç saat geçirsek bile çok etkilendik. Ağırlıklı olarak günübirlik gezilere ev sahipliği yapsa da burada kalmak en azından 1 gün, keyifli bir opsiyon olabilir. Kalabalık çekildikten sonra meydanları ve sokakları turlamanın ayrı bir keyif vereceği şüphesiz.

IMG_6190

IMG_6221

Ertesi gün Pokhara’ya gideceğimiz için taksiden Greenline’ın ofisinde indik. Advanced booking sistemiyle övünen ve 200 km için 20 usd para alan bir şirket; gerçi yolun 8 saat sürdüğünü düşününce;  ancak otobüse adım atınca Nepal’de aza tamah etmemiz gerektiğini anladık. Aslında Pokhara dönüşünde Greenline’ı kullanma niyetimiz vardı ama Dasain dolayısıyla yer olmayınca tourist bus olarak anılan daha uygun otobüsleri kullandık. Biraz daha primitif bir otobüs de olsa 800 rupee yani 3’te 1 fiyat kesinlikle daha cazip geliyor. Pokhara ve Patan bölümlerini 2. yazıda bulabilirsiniz.

IMG_6219

 

One Response to “Himalayalar’ın Ortasında: Nepal Gezisi – 1”

  1. Samet Kaşık May 15, 2014 at 5:54 pm #

    Reblogged this on Samet Kaşık.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: