Gallery

Otobüs (1974) – Tunç Okan

23 Mar

otobus

Sanki 70-80’lerde Türkiye’de “Yeşilçam” filmleri dışında bir film olmadığı yansıtıldı hep. Yılmaz Güney bağımsız ve idealist bir istisnaydı sadece.

Aslında filme başlarken de beklentimiz pek yüksek değildi.

Başlarda film gerçek anlamda sıradandan uzak gibi görünmüyor. Sonuçta, köyden kente misali bir grup köylü adam doluşmuşlar bir otobüse Stockholm’e gidiyorlar. Başlarında zevzek, sonradan dolandırıcı olduğu ortaya çıkan şoförümüz konuşuyor, nitekim film boyunca en çok onun sesini duyacağız.

Film gerçek anlamda, dolandırıcı şoförümüzün 9 işçiyi külüstür otobüsle meydanın ortasında bırakıp kaçmasıyla başlıyor. Kaçarken işçilerin pasaportunu ve parasını aldığını belirtmemize gerek olmadığını düşünüyorum. Ha, bir de ayrılırken işçileri aman ha polis yakalamasın yoksa sizi geri gönderirler diye uyarıyor.

otobus3
Hikaye bu 9 işçinin hayatta kalma ile yakalanmama arasındaki gelgitleriyle devam ediyor.Tüm ihtiyaçlarını yakındaki metro istasyonundan gidermeye çalışıyorlar.

Yaşadıkları travma, korku bununla birlikte çaresizlikleri öylesine net bir şekilde yansıyor ki ekrana. Bunun için Tunç Okan kelimelere ihtiyaç duymamış. Bununla birlikte her sahnede çaresizlik elle tutulur hale geliyor.

Film bu minvalde ilerlerken “modern” toplumla işçilerin ilk temasları da gerçek üstü bir şekilde yansıtıldığını görüyoruz, aynı zamanda son derece kuvvetli eleştirel bir dil hakim filme.

Filmde iki sahne çok sarsıcı ve bahsetmeden geçemeyeceğim. Bu sahnelerde başrolde Tuncel Kurtiz var. Ama sanmayın ki şimdiki gibi uzun uzun cümleler kuruyor…

Tuvaleti gelen iki işçi metro istasyonundan dönerlerken polisle karşılaşmalarıyla kaçmaya başlıyorlar. Bu arada iki işçi birbirini kaybediyor. İşçilerden biri otobüse geri dönebilirken diğerinin çaresizliğine şahit oluyoruz. Yürüyor, yürüyor ama her yer yabancı… İnsanlar binalardan daha da yabancı. Sonunda çaresizlik karakterimizi ele geçiriyor ve haykırışını duyuyoruz :”Mehmet!!!!”

Bu yabancı yerde tek dayanağı olan yol arkadaşını da yitirmiştir karakterimiz.Ve 2.sahne:
Gün aydınlanmış, insanlar işlerine gidiyorlar bir köprüden geçerek; arkada ise karakterimizi yere çömelmiş, başını ellerinin arasına almış şekilde görüyoruz. Sonra dengesini yitiriyor ve buzlu suya düşüyor. Adeta içiniz üşüyor, sanıyorsunuz ki çırpınmaya başlayacak. Halbuki onun için artık çok geç İsveç’in soğuğu onu buz gibi sudan önce teslim almış.

Filmin diğer bir etkileyici tarafı ise film boyunca “dolandırıcı” şoförün yaşamından da hiç kopmamamız. Filmin sonuna kadar ona eşlik ederek farklı bir eleştirel tavır ortaya koymuş  Tunç Okan.

otobus 2

Görüntü kalitesi olarak haliyle çekildiği zamanı ele veren film, bunun dışında zamanının çok ilerisinde. Sahneler, çekimler ve filmin bütününe hakim olan hava ile zamanının çok ötesinde yaşayan, eskimeyecek bir film olduğunu düşünüyorum. Şimdilerde çok alkışlanan bağımsız Türk sinemasının geçmişine bir yolculuk yapmak isteyenlere önerilir.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: