Gallery

Hakuna Matata: Zanzibar ‘da Tatil

18 Mar

İnsan havaalanlarındaki lounge’ları kullanmaktan ayrı bir zevk alıyor. Sanki kart aidatlarının , hesap işletim ücretlerinin rövanşını alıyor gibi hissediyorum. Ee tabi bir de havaalanında konforlu vakit geçirtmek gibi bir  fonksiyonları da var.

IMG_0582

Malum uçuş 7 saatlik  Dar Es Salaam’a.  Ancak şöyle bir durum var; THY büyük uçaklarını Uzakdoğu  ya da Amerika’ya gönderiyor herhalde.Zira Boeing 737’yle uçuyoruz ki; yol uzun olunca insan biraz daha rahat koltuklar arıyor. Neyse yolculuğun sonunda sizi bekleyenleri düşününce insan hiç problem yapmıyor böyle şeyleri.

 Saat 3:30 gibi Tanzanya’ya iniyoruz ve vize maceramız başlıyor. Şöyle ki;  siz iki form dolduruyorsunuz ve ilerliyorsunuz.Sonra karşınıza ortalıkta dolaşan üniformalı görevliler çıkıyor. Pasaportlarınızı alıyor ve “100 USD Dollar” talep ediyor. Biliyoruz ki iki kişi gerçekten 100 dolar vermeliyiz ancak serseri mayın gibi ortada dolaşan görevli bize pek de güven vermiyor. Ne yapalım burası Afrika, olur böyle şeyler deyip veriyoruz. Amcam da 100 doları pasaportun içine sıkıştırıyor ve başka birinin eline tutuşturuyor. Neyse ki biz şaşkın gözlerle etrafa bakarken görevlinin diğer yolcularla da benzer bir diyalog yaşadığını görüyor ve rahatlıyoruz. Bu sürecin devamında ise dünyanın en garip vize süreci başlıyor.150 kişi ortalıkta bekliyor ve Tanzanyalı görevliler hazır olan pasaportlardan isimleri okumaya çalışıyor.Kimilerinin parmak izleri alınıyor, kimisi doğrudan geçiyor.Tam bir pazar ortamı anlayacağınız… Tavsiyemiz ise; uçaktan hızlıca inip formları doldurun ve pasaportlarını ilk verenlerden olun.Aksi halde kayda değer bir bekleme süresi sizi bekliyor.

IMG_0593

Zanzibar’a geçmenin iki yolu var. Ya feribotla geçeceksiniz ki; yaklaşık 2 saat sürdüğünü duymuştum ya da 15 dakikalık da olsa bir uçağa bineceksiniz. Biz daha önceden Precision  Air’den biletlerimizi almıştık(yaklaşık 70 dolar) . Dar Es Salaam’a hiç uğramamak bir tercihti ama biraz daha gezgin ruhlular için feribot daha iyi bir tercih olabilir. Biz bu arada hem biraz para bozdurduk hem de vodafone’un internet paketini aldık.Kesinlikle tavsiye ederim.Haftalık 10,000 şiling’e(1000 Şiling yaklaşık 1,1 TL) sınırsız internet alabiliyorsunuz, biz daha çok skype için almıştık ama Zanzibar’da daha çok edge çektiği için kullanımımız sınırlı kaldı ama yine de her an internetimiz vardı ve çok işe yaradı.

Bagaj Alımı

Evet,sonunda Zanzibar’a gelebildik. Kısa bir yolculuktan sonra uçağımızdan iniyoruz ve karşımızda bir gümrük daha. Zanzibar özerk bir devlet olduğu için sözde bir kontrol var ama bir amcanın elinize tutuşturduğu listelerin en altına ismimizi ekleyerek bu zorlu kontrolü de geçiyoruz.

Kichanga Lodge

Bu sefer fırıl fırıl gezmek yerine tatilimize tembellik hakim olsun istiyoruz ve fazlasıyla deniz temalı bir planımız var.İlk durağımız Michamvi’de bulunan Kichanga Lodge. Kışın ortasında İstanbul’dan kaçmışken, otelimize ilk geldiğimizde bizi karşılayan hava ve okyanus manzarası insanı çarpıyor doğrusu.Bungalovumuz da son derece keyifli, lüks değil ama insanın beklentilerini karşılıyor. Zaten odanın kapanmayan pencereleri var, siz sadece perdeleri kapayabiliyorsunuz.Ancak insanın bu sıcakta klimaya ihtiyaç duymaması ise çok etkileyici.

Rock Restaurant

 İlk günümüzü tembellikle geçirdikten sonra ikinci gün yaklaşık yarım saatte yürünebilen Rock Restaurant’a gidiyoruz.Yalnız okyanusun azizliği; sahilden bir yere yürürken çok dikkatli olmak gerek çünkü “low tide” da açık olan yol deniz gelince bir anda suyun içerisinde kalıyor ve dönmek mümkün olmayabiliyor.Yani gel-git saatlerini kolaçan etmekte fayda var. Rock restaurant denizin ortasındaki bir kayanın üzerine kurulmuş ama “low tide” olduğundan yürüyerek gidebiliyoruz. Ve gerçekten de yediğimiz en etkileyici deniz ürünlerini burada yiyoruz. Önden Fish Carpacchio, ana yemek olaraksa köri soslu jumbo karides ve yengeçli fettucini yedik. Ama ben daha bu kadar jumbo karides hayatımda görmedim. Balık carpacchio ise inanılmaz lezzetliydi ve tam anlamıyla ağzınızda dağılıyordu. Ne var ki fiyatların Zanzibar standartlarında bile biraz uçuk olduğunu söylemek gerekir.İki kişi 60 dolar hesap ödedik.

Rock Restaurant

        Bu arada her sahile indiğimizde, bizi bir şekilde görüp yanımıza gelen Cuma’ya da sonunda hayır diyemiyoruz ve “Blue Paradise” adlı tura katılıyoruz. Yalnız şöyle enteresan biz pazarlama anlayışı var: Snorkel turuna yemek ekleyince bir anda kendinizi Blue Paradise’da buluveriyorsunuz.Yani şöyle bir diyalog geçiyor:

Ürün:-Okey, we would like to have lunch with the  snorkelling tour?

Cuma:-Oooo, then it is “Blue Paradise”.

IMG_5379

Her neyse kişi başı 70 dolara iki kişilik bir tur ayarladık. Doğruyu söylemek gerekirse snorkeling kısmı çok etkileyici değildi, balıklar göreceli olarak küçüktü ve renkler o denli çarpıcı değildi. Ancak deniz yıldızlarını görünce etkilenmemek elde değil.Yüzlerce rengarenk deniz yıldızı yan yana, üst üste hem de şekilleri öylesine düzgün ki elinle çizsen o kadar olur.

Cuma'yla Birlikte

Ve sıra gezimizi Blue Paradise yapan yemeğimizde.Istakoz,tuna , patates ve pilavdan oluşan yemeğimizi hapur hupur yedik. Daha sonradan yediğimiz ıstakozun dondurulmuş olma ihtimalinin kuvvetli olduğunu öğrenmiş olsak da, ıstakozun o kadar da etkileyici bir şey olmadığını itiraf etmek gerek.

Şimdi de şehre dönme zamanı…Bu sefer Cuma aracılığıyla bulduğumuz taksiye 55 dolar veriyoruz.(İlk transferimizi otelden ayarlamıştık ve 65 dolar vermiştik)

Maru Maru

Hemen House of Wonders’ın arkasına düşen otelimizin ismi Maru Maru. İşin doğrusu Stone Town standarlarının fazlaca üzerinde bir otel.Biz millerimizle aldık ama normalde çift kişilik oda 160 dolar civarında.

Local Zeynep

        Eşyalarımızı odaya attıktan sonra biraz Löplöpçüler’in gazıyla Mercury’s Restaurant’a pizza yemeğe gittik.  Ancak işin doğrusu gerek ambiyans gerekse lezzet bakımından aradığımızı bulamadık. Kötü mü, değil ama beklentimizi fazla yükselterek gittiğimizden olacak, birazcık hayal kırıklığına uğradık.Fiyatlar da Stone Town standardının biraz üzerinde.(Pizza 16 000 şiling)

Pizza @ Mercury's

Stone Town’da anıtsal diyebileceğiniz fazla yapı yok. Yine de Saray,House of Wonder, Old Fort,Eski Köle Pazarı gezilebilecek yerler arasında. Saray dediysek beklentiyi  fazla yüksek tutmayın, yani kafanızda bir Osmanlı Sarayı oluşmamalı. Tüm bunlarla birlikte eski şehir bir bütün olarak kolonyal mimari adına güzel bir örnek. Çok modernist bir bakış açısıyla sınırlı kalmak istemesem bile; genel olarak şehrin fazla bakımsız olduğunu söylemek gerekiyor.Şehrin her köşesinde bir restorasyon çalışması olduğundan yola çıkarak, kısa bir süre içerisinde şehrin oldukça toparlanacağını söylemek mümkün. Bununla birlikte en azından şehrin dokusunu bozacak manasız binaların olmaması ise en büyük şans. Aa bir de tabii ki Hint ve Arap kapıları şehrin en ünlü ögelerinden.Bu ince işçilik örneklerini şehrin her tarafında görmek mümkün.

Özgün Yapılar

Peki başka başka ne yaptık? Kısa bir araştırma bile Stone Town’da güneşin batışını izlemenin popüler bir aktivite olduğunu anlamanıza yetiyor. Bunun için de Africa House Hotel’den bolca bahsedilmişken gitmemek olmaz.Denize biraz tepeden bakan cafe’nin konumu gerçekten etkileyici.Biz bir saat önceden gitmiştik güzel bir yer bulalım diye, iyi ki de öyle yapmışız zira son dakikalarda adeta tribün haline geliyor.Bu popüler aktivite mekanı için biranın 5000 şiling olması son derece makul. Yine de kendimizi tekrar etmeme arzusuyla ertesi gün Africa House Hotel’e gelmeden hemen önce sahil tarafında olan Traveller’s Cafe’yi tercih ettik. Doğrudan sahilde olan bu mekan, yeri itibariyle daha sakin, fiyatlar da bir nebze daha ucuz ama manzara açısından hiçbir eksiği yok.(bira 4000)

Sunset @ Africa House

Şimdi iki restorandan bahsedeceğim. Ne de olsa biraz Hint yemeği tutkunu olduğumuzdan akşam için hemen merkezdeki Silk Route restorana giriyoruz.Klasik bir menü ısmarlıyoruz ancak işin doğrusu insan, Hint kültürünün bu derece etkili olduğu bir yerde daha etkileyici bir yemek bekliyor. Kesinlikle kötü değil ama vasat bir yemek için 40 000 şiling veriyoruz.

Lukmaan

Ancak Lukmaan inanılmaz bir lokanta.İşin doğrusu Zanzibar’da local olarak niteleyebileceğimiz bir mekana hiç gidememek bizi fazlasıyla rahatsız ediyordu, zira Zanzibar’da her şey turistik ve siz de bu duvarı kolay kolay aşamıyorsunuz. Sokakta bizi, bir şekilde bildiği güzel bir restorana götürmeye ikna eden Süleyman Abi bizi Lukmaan’ın önüne getirdi ve gerçekten iddia ettiği gibi turist kadar yerelin de yemek yediği bir yer burası.Siz yemekleri gösterdikçe tabağınıza koyuyorlar ve tam anlamıyla Zanzibar yemekleri. Fotoğraflardan anlayabileceğiniz gibi çok lezzetliler.Hem de içecek de dahil iki kişi 9 000 şiling(5,5 dolar) verdiğimiz düşünülünce , herkesin gitmesini şiddetle tavsiye ederiz.

Heycanlı Yemek

Hazır bu kadar gelmişken akşam pazarına gitmeden olmaz diyoruz ve sahile çıkıyoruz. Ve tezgahlarda bin bir türlü deniz canlısı, şişe dizilmiş balıklar, ızgara muz ve türevleri… Biz bunlara bakınırken yine bir abi alttan giriyor, üstten çıkıyor, bizi ertesi gün için Prison Island turu için bağlıyor. Yoğun pazarlıklarımız sonucu 12 dolara anlaşıyoruz ve ertesi gün tesadüf eseri teknemizdeki 3.kişi olan Ali Abi’den  onun 20 dolar verdiğini öğreniyoruz aynı tur için.Diyeceğimiz o ki pazarlık şart…Kaplumbağalar ile..

Kamlumbağalar ile..

Prison Island,  Galapagos’tan sonra Dünya’daki en büyük kaplumbağalara ev sahipliği yapıyor. Diğer taraftan ise adada güzel bir konaklama tesisi mevcut.Fiyatları konusunda fikir sahibi değiliz ama güzel görünüyor. Neyse biz uzun uzun kaplumbağaları besledikten sonra adanın isminin tesadüfi olarak konulmadığını öğreniyoruz.Zira zamanında hapishane olarak da kullanılmış olan ada, asıl olarak Zanzibar’a gelen ziyaretçilerin 2 hafta boyunca ikamet ettikleri karantina bölgesi olarak görev yapmış.Bu anlamda eminim,  insanların çok hoş anıları yoktur bu adada. Ancak Stone Town’da kalanlar için denize girmek için çok ideal bir yer, zira 20 dakika süren bir yolculukla geldiğiniz bu adada sizi turkuaz deniz ve beyaz kumsal ikilisi bekliyor.

Prison Island

Oralara kadar gitmişken bir yemek kursuna katılmadan olmaz diyoruz ve internetten bulduğumuz Tangawizi’ye yer ayırtıyoruz.Böylece bir taşla 3 kuş vuruyoruz. Şöyle ki; özel ulaşım seçeneğiyle bizi otelimizden alıp, günün sonunda bizi bir sonraki durak olan Jambiani’ye(arabayla yaklaşık 1 saat) bırakıyorlar, ayrıca kursa spice tour’da dahil .

Pazar

Sevgili eğitmenlerimiz bizi otelimizden alıyor ve öncelikli olarak sebze meyve pazarına gidip yemek malzemelerini alıyoruz.Asıl çarpıcı olan ise 2.adım yani balık pazarı!

Balık Pazarı

Hayatınızda hijyenden bu denli uzak bir ortam gördüğünüzü zannetmiyorum, kokusu da cabası.  Balıkların buzda muhafaza edilmesi bir yana, amcamların balıkları temizledikleri  tezgaha özel bir çabayla sürekli ayaklarını temas ettirmesi ve inanılmaz derecede temiz(!)  kostümleri ise apayrı bir dünya. Sevgili zevcem Zeynep’i bu ortama tahammül edebildiği hatta buradan aldığımız balıkları iğrenmeden midesine indirebildiği içinse ayrıca tebrik ediyorum.

Baharat Turu

Baharat turu ise bambaşka bir deneyim. Dj Ramos adlı arkadaşın rehberliğinde ve ağaç üzerindeki formuyla bize “Maymunun yaptığı her şeyi demek ki insanoğlu da yapabiliyormuş” dedirten arkadaşın eşliğinde geçen turumuzda çarpıcı bazı gerçeklerle yüzleştik.

1-      Evet, ananas ağaçta yetişmiyor!! Kendi çevremizdeki herkesin,  ananasın hindistan cevizine benzeyen bir ağacı olduğuna dair bir öngörüsü  olduğundan yola çıktığımızda, ananasın adeta bir otun üzerinden çıkması bizi adeta şoke etti.Hem de ananasın tepesindeki yeşil yapraklı kısmı dikince 20 ay içerisinde bir ananas elde etmeyi bekleyebilirsiniz.

2-      Her ne kadar daha az çarpıcı olsa da vanilyanın da asma gibi yetiştirildiğini ve ancak insan eliyle tek tek döllenerek ürün alındığı gerçeğini de baharat turunda keşfettik.

3-      Ve son olarak, rengarenk olabilen tane biberlerin aslında aynı bitkiden olduğu ve sadece toplama ve kurutma süreçlerinin farklı olduğu ise bize ulaşan son bilgilerden.

Yemek Kursundan

Baharat turunu takiben yemek yapmaya başladık başlamasına ama Lutfia’nın birkaç aylık bebeği zaten samimi olan kurs ortamını tabiri caizse iyice cıvıttı. Şaka bir yana, son derece keyifli bir yemek deneyimi oldu ama buna kurs yerine workshop demek daha doğru diye düşünüyorum. Çünkü yemeği aslında klasik yemek kurslarındaki gibi herkes kendi istasyonunda yapmadı; bunun yerine tek tas yemek için hep birlikte didindik. Baharatlarla terbiyeledikten sonra kızarttığımız tuna lezzetliydi, sadece biraz fazla kızartıldığı için hafif kuruydu. İçine bir paket kimyon ve bir paket tarçın da kattığımız Zanzibar pilavı ise son derece lezzetliydi. Sanki bu kadar baharat insanı bayar gibi geliyor ama ortaya çıkan sonuç kesinlikle tatmin edici. Yalnız sebze çorbası adı altındaki suda yüzdürülmüş sebzeler pek başarılı değildi. Özetle kesinlikle son derece keyifli olan bu deneyim için toplamda iki kişi 100 dolar vermiş olduk.

Jambiani

Jambiani’deki adresimiz Mamamapambo Hotel idi. Zaten 5 odalı olan bu pansiyonda gerçek anlamda Fabio’nun misafiri oluyorsunuz.Doğrudan plajın önündeki yaşam alanı son derece keyifliydi,zaten bu yaşam alanının odadan tam anlamıyla ayrıldığını söyleyemeyiz. Ev sahiplerimiz ve çalışanlar da ayrıca kibar insanlar. Oda fiyatının 90 euro olduğu bu pansiyonun kritik edilecek bazı tarafları tabii ki var. En başta; klima olmayan odada kapıyı kapattığınız takdirde  esinti kalmıyor ve gece sıcak rahatsız edici boyutlara ulaşabiliyor. Bir de eğer gece deniz geldiyse değmeyin keyfinize…Şahsen beni hiç olumsuz etkilemedi ama eğer ki dalga sesi beni etkiler , uyutmayabilir diyorsanız aman ha!! Akşam yemekleri son derece özenli ama yinede kişi başı 25 000 şilingi bulan fiyatlar biraz fazla. Bir de şiling olan fiyatları ödeme yaparken dolara çevirirken yıpratıcı bir Exchange rate kullanıyor Fabio, o yüzden aman ha yanınızda şiling olsun.İşin doğrusu doğu kıyısında 1,600 olan Exchange rate ortalama 1,450-1,500 civarında karşılık buluyor.Doğal olarak Stone Town’da paranızı muhakkak fazla fazla bozdurun.

Gün Batımı

     Gezimizin bu son kısmında işin doğrusu daha çok yatmayı tercih ettik. Denize gir, çık, yemek ye , yat bilmem ne bilmem ne… Bu arada öğlen yemeklerini yediğimiz Sea Horse Restaurant kesinlikle son derece keyifliydi, zaten deniz ürünleri taze olduktan sonra özel bir çaba harcamadığınız sürece son derece tatminkar sonuçlar ortaya çıkıyor.

Genel olarak Jambiani’ye hakim olan his rahatlama.Sonuçta bir restorana dahi gittiğinizde ayakkabınızı giymenize ihtiyaç olmuyor, insan gerçekten her türlü elektriğini verdiğini hissediyor burada. Yalnız denizin gel-git’leri burada da başrolde.Kesinlikle denize girerken bu saatleri takip etmek gerekiyor. Gel’lerin şöyle bir problemi var; deniz yükselince açıklıktaki mercanlar dalgakıran vazifesini yerine getiremiyor, doğal olarak dalgaların etkisiyle suda bir bulantı oluşuyor.

Sea Horse Restaurant

Diğer taraftan ise git zamanı deniz ciddi anlamda çekiliyor, bununla birlikte 10 dakikalık yürüme mesafesinde sandbank olarak tabir edilen kumullar peydah oluveriyor ve çevrelerinde dalgaların yokluğunda muazzam bir berraklıkta bir turkuaz deniz ortaya çıkıyor. Bu sefer de kumuldan vakitlice çıkıp, deniz yükselmeden dönmek gerekiyor.Anlayacağınız biraz zahmetli ama çok keyifli.Duyduğuma göre adanın kuzeyinde Nungwi tarafında gel-git’in etkisi minimalmiş. Biz gidemedik ama bu anlamda bir alternatif oluşturabilir.

Seaweed Co.

     Genel olarak deneyimimizi bu şekilde özetleyebiliriz.Ancak Zanzibar (eğer alternatif bir gezgin değilseniz ki;bu tatil asker dönüşü olduğundan, biz hiçbir şeyden geri kalmak istemedik) son derece pahalıya mal oluyor.Şöyle basit bir hesapla bir bütçe öngörebiliriz:

Uçak bileti:1400*2=2800tl, konaklama :150*9=1350 usd , günlük harcama:120*10=1200 usd, dar-zanzibar ulaşım:150 usd .Diyeceğim o ki ; şu basit hesap bile 9 günlük 2 kişilik bu tatilin yaklaşık 7500-8000 tl’ye mal olduğunu gösteriyor.

Kına yaptırırken

Ne var ki kışın ortasında yazı yaşamak paha biçilemez…

Paha Biçilemeyen Anlar

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: